Cuma, Şubat 13, 2026

ÇEŞME’NİN KAYBOLAN TURİSTİK DEĞERLERİ, BALİN OTEL V.B.

 

Ilıca, turistik merkez olma halini yenilerde edinmiş değildir, bilindiği üzere payitaht İstanbul, İzmir ve Ege Adalarında, özellikle 19. Yüzyıl içerisinde “kaplıca tedavisi” maksatlı önemli bir destinasyondur. Ilıca’da maksada matuf çok çeşitli nicelik ve nitelik evsafa haiz oteller bulunmaktadır. Karabina, Rasim Palas, İstanbul Oteli, Ilıca Oteli gibi geçmişi daha da eskilere dayalı oteller yanında sonradan tamamen deniz turizmine matuf ve artık 1960’lı yılların sonlarından itibaren yenileri de inşa edilmeye başlamıştır. Kayıtlardan öğrendiğimiz kadarıyla yaklaşık 50 odalı olan “Balin Otel” 1967 yılında faaliyete geçer ve uzun yıllar Çeşme turizmine katkıda bulunur. 1980’li yılların ortalarına doğru da yıkılır yerine yenisi yapılır. Lakin artık o başka bir oteldir, detaylar çok farklıdır, vs. vs… Esasen o otel de artık günün icap ve ihtiyaçlarına münasip değildir, yenisinin durumu elbette farklı olacaktır.

03 Ağustos 2019 tarihinde “Tufan Kaptan” başlıklı bir yazı yazmış orada da Balin Otelden bahsetmiş idim. Yazı aynen şöyleydi; Dönemin en meşhur otellerinden biri de şimdiki Ilıca Plajının Şifne yolu köşesindeki Balin Otel ve diskosu idi. Bir defasında çalıştığımız Otelden tanıştığımız kız arkadaşlar ile bu diskoya gidişimiz, gençliğimizin ilk süslü ve şatafatlı macerasının hatıralarını oluşturmaktadır. Hani, şimdilerdeki tecrübe ile bakılsa muhtemelen fazlaca ilkel bulunabilir bir disko olmakla birlikte, yeri, atmosferi ve servisi ile devrin önemli eğlence mekânlarından birisiydi. İttifak ile kabul edildiği üzere dünyanın sayılı plajlarından “Ilıca Plajı” bitişiğinde olunca, gerek soluk almak için dışarıya çıkanlara verdiği manzara gerekse de gecenin ilerleyen saatlerinde ayakkabıları çıkarıp sevgili ile muhteşem kumda ele ele tutuşarak romantik yürüyüşler yapanların sayısının çokluğu da insanı kıpır kıpır ederdi.

Balin Otel ve diğer tüm oteller gibi mutfak ihtiyaçlarını dönemin Çeşme Üretici Hal’inden temin ederlerdi. Çeşme Üretici halinin sabah satışlarında, otellerin satın alma yetkilileri mutlaka yerlerini alırlardı. Balin, Motes, Turtes, Vekamp, Ardıç Otel yöneticileri Çeşme’de yetişen müthiş lezzetleri müşterilerine ulaştırırlardı. Devir itibariyle, hiç de azımsanmayacak miktarda yetiştirilen meyve ve sebze yine tamamen yerli tüketimde karşılık bulurdu. Kervansaray’ın karşısında bulunan kapalı alanı dolar ilaveten de tüm o kocaman meydan yerli üreticinin yetiştirip satışa sunduğu mahsuller ide dolar taşardı. Bir önceki akşamdan başlayan mahsul taşınmaları sabaha kadar devam eder, sıra ile sayılır ve tartılır kayda alınır, korumak için de itina ile örtülürdü. Sabahın erken saatlerinde mezat başlar, birkaç manav ve mezkûr otel satın alma görevlileri hazır bulunur, ihtiyaçlarını temin ederlerdi. Bu detayları ve daha fazlasını devir itibariyle önemli bir küçük müstahsil olan babamın işlerinden ve bu işlerin bana düşen kısmından ziyadesiyle detaylı hatırlamaktayım.

Ilıca; önemli bir turistik merkez idi. O kadar ki sinema ve restoran gibi eğlence mekânları Çeşme merkeze göre daha fazladır. Yazlık sinemalar dağılınca mis gibi kokular yayan sandviç ve kumru büfelerinin önünde bir yığılma olurdu. Ağustos 20’ye gelince İzmir Fuarının ve hemen akabinde de okulların açılması, bu manadaki turizmin bitişi olur, yerini artık “Ilıca, kaplıca ve içmeler” ile temin edilen sağlık turizmi alırdı. Manisa’dan, Aydın’dan başta olmak üzere değişik yerlerden tarımsal hasatların bitmesini müteakip, başta romatizma, siyatik gibi eklem ve kas hastalıklarına çare arayanlar olmak üzere yeni tatilci profili sahne alırdı.

Peki, Ilıcalar bu önem ya da namını nereden ve nasıl alıyor, Çeşmeyi Sevenler Kurumu yayınlarından Mehmet Aldemir tarafından yazılmış 1945 tarihli “Çeşme ve Ilıcaları” adlı kitapta “yüz yıl evvelisine kadar burasını süsleyen tek bir bina dahi yoktu. Bir aralık 1832 yıllarına doğru (Şarl Teksiye)nin buraları gezerek 1862 de bir çok yazılar yazması ve (Küçük Asya) kitabında buralarının öneminden bahs etmesi ve romatizmaya tutulanlara bazı doktorların bu ılıcaları sağlık vermesi üzerine tek tuk konuklar gelmeye başlamış 1870 yılında sedye üzerinde vapurdan çıkarılan Mısırlı Tosun Paşanın birkaç ay sonra romatizmadan tamamen kurtularak sağlığını kazanması üzerine ılıcalarda çeşme ve cami yaptırmak gibi bazı hayırlı hareketlerde bulunması sebebile halkın günden güne çoğalan ilgisini artırmış ve bu olaylar sırasında uzak görüşlü merhum (Karabina Ali Efendi) büyük Türkiye Otelini yaptırmıştır. Ilıcaların inkişafında Karabinanın unutulmaz hizmeti vardır. Sırasile bir çok yeni binalar yapılmış ve ılıcalar bu günki oldukça mamur, görünüşünü almıştır. Ilıcaların bu gün belli başlı üç büyük oteli vardır. Bunlarda Rasim Palas, İstanbul ve Karabina Otelleridir.”

Evet, bir dönem benimde çalıştığım bir başka otel vardı, “Ankara Otel”. Talep ve misafir çok olunca başta Ilıca Kordon’daki bir sürü ziyadesiyle büyük ev ya da konak derhal otel ve pansiyona tahvil edilmiştir. Ankara Otel de bunlardan birisidir lakin termal sulardan sınırsız bir kullanım hakkı vardı. Hatırladığım, Belediyenin kontrol ettiği kaynaklardan bir dağıtım şebekesi marifetiyle otellere de dağıtılırdı. Lakin bu oteller talep ve misafir beklentileri manasında bugünkü otel algılarımızın çok gerisindedir…

Balin Oteli bilahare Turizm Bankası tarafından devlet gücü ve kabiliyeti ile yapılan “Çeşme Turban Otel” takip etmiş ve bu artık bu işlerin vites arttırılıp beynelmilel seviyede hizmet vermeye başlanmasının önemli adımıdır. Çeşme Turban Otel bana göre sigortalı çalışmanın öğrenildiği çok çok önemli bir kuruluş olmuştur. Çeşme’de sigortalı çalışma hayatı ve bağlı emeklilik hayatı kamu personeli haricinde neredeyse her çalışanın imrenerek baktığı bir durumdur gayri. Çalışma rejiminin getirdiği, günlük çalışma, fazla mesai, ikramiye, servis hakkı, iaşe desteği vb. gibi nimetlerden çok sayıda Çeşmeli sitayişle söz ederlerdi o devirde… O devirlerde emeklilik prim ve kesintilerinin devlet-i âlimiz açısından gelir kaynağı olarak henüz tarif edilmediğini düşünüyorum. Yapılan kesinti ve ödentiler emekli sandığı ve sosyal sigorta emeklileri için özel ve bağımsız şekillerde değerlendirildiği için emekliler de görece konforlu bir hayata sahip olabiliyorlardı.

Evet, Çeşme ve Ilıca turistik değerleri olarak görülen otellerin tesis edilme fikrinin oluşması “Termal Su, Kaplıca, içmeler” ile gündeme gelmiştir. Eş zamanlı ulaşım, otelcilik ve ilgili servislerin gelişimi de enteresan bir seyir izlemiştir. Okuduğum yayınlardan kendimce önemli ve enteresan bulduğum bölümleri ve konuları paylaşmaya devam edeceğim. Bu baptan olmak kaydıyla konaklardan devşirme otellerden 5 yıldızlı kapsamlı otellere geçiş sürecinin ortalarında yer alan Balin Otel artık yok ama hatıraları da yok oluyor maalesef…

Hiç yorum yok: