Çarşamba, Şubat 18, 2026

ÇEŞME’NİN KAYBOLAN TURİSTİK DEĞERLERİ, KARABİNA OTEL ve ÇEŞME’YE ULAŞIM

 

Esasen, Ilıca, yazılı kaynaklardan anladığımız üzere zaten yaklaşık 19. Yüzyıl ortalarından itibaren kaplıca, termal sular ve içmelerin şifa ve tedavi maksatlı kullanıldığı bir yer olarak bilinmektedir. Çeşmeyi Sevenler Kurumu yayınlarından Mehmet Aldemir tarafından yazılmış 1945 tarihli “Çeşme ve Ilıcaları” adlı kitapta “yüz yıl evvelisine kadar burasını süsleyen tek bir bina dahi yoktu. Bir aralık 1832 yıllarına doğru (Şarl Teksiye)nin buraları gezerek 1862 de bir çok yazılar yazması ve (Küçük Asya) kitabında buralarının öneminden bahs etmesi ve romatizmaya tutulanlara bazı doktorların bu ılıcaları sağlık vermesi üzerine tek tuk konuklar gelmeye başlamış 1870 yılında sedye üzerinde vapurdan çıkarılan Mısırlı Tosun Paşanın birkaç ay sonra romatizmadan tamamen kurtularak sağlığını kazanması üzerine ılıcalarda çeşme ve cami yaptırmak gibi bazı hayırlı hareketlerde bulunması sebebile halkın günden güne çoğalan ilgisini artırmış ve bu olaylar sırasında uzak görüşlü merhum (Karabina Ali Efendi) büyük Türkiye Otelini yaptırmıştır. Ilıcaların inkişafında Karabinanın unutulmaz hizmeti vardır. Sırasile bir çok yeni binalar yapılmış ve ılıcalar bu günki oldukça mamur, görünüşünü almıştır. Ilıcaların bu gün belli başlı üç büyük oteli vardır. Bunlarda rasim palas, İstanbul ve Karabina Otelleridir.”

“Geçmişten Günümüz Çeşme Termal Suları” adlı eserinde Prof. Dr. İsmail Gezgin; termal sular üzerine dönemin en önemli kaynağı diyerek referans aldığı Yusuf Cemal’in “Çeşme Ilıcaları” adlı 1909 senesinde yayınlanan kitabından enteresan aktarımlarda bulunmaktadır. İnanılmaz detaylara haiz aktarımları buraya almak imkânsız, lakin ben ulaşım ile ilgili bölümünü aktarmak istiyorum ki bir sonraki paragrafta bahsedeceğim, yol yapımı bilahare de otel yapımının önemi ortaya layıkıyla çıksın. “İstanbul’dan direk olarak Çeşme ve Sakız’a uğrayan vapurlar olmasının yanı sıra İzmir’den de Çeşme’ye düzenli olarak vapur seferleri düzenlendiğini söyleyen Yusuf Cemal bazı şirketlerin de adını vermektedir. Nemçe, Pandeleon, Hacı Davud ve Bulgar Kumpanyaların vapurları, İzmir Çeşme arasında muntazam seferler düzenliyorlardı. Bu nedenle de Çeşme’ye ulaşım genellikle deniz yoluyla yapılmaktaydı. Bununla birlikte Çeşme’den Ilıcalara ulaşımı sağlayan arabalar çalışmaktaydı. Ayrıca yoğun olan yaz aylarında Nemçe ve Bulgar vapurları yolcuları direk olarak Ilıca’ya indiriyorlardı.”

Diğer taraftan; Prof. Dr. İsmail Gezgin’in yazdığı “Tarih Boyunca Çeşme” kitabında yazdığı üzere, “İzmir’de ikamet eden İngiliz ve Fransız iş adamlarının yanı sıra, Mısır’dan çok sayıda hastanın Alaçatı ve civarına geldikleri kayıtlardan görülmektedir. Sıcak su kaynaklarının ilgi görmeye başladığını gören bazı girişimciler de bulunmaktadır. Bunlar arasında Ali Karabina da vardı ve Ilıca’ya Karabina Oteli’ni inşa ettirmişti. Çeşme ve Ilıca’nın 19. Yy.da giderek artan popülaritesi üzerine Çeşme’yi İzmir’e bağlayan yeni yol yapımı gündeme gelmişti. Sultan Abdülhamit’in izniyle yapılan yol, bölgeye özellikle de yaz aylarında ilgiyi daha da arttırmıştı. Yol ihalesi Ali Karabina’ya verilmiş ve yolu yapan Karabina, Ilıca’ya bir de Karabina Otelini yaptırmıştı.”

Hani şimdilerde çeşme turizmine şu katkıları yaptık diyenlerin nazarı dikkatine takdimimdir, neymiş Çeşme zaten yenilerde değil yaklaşık 200 yıldır turizm konusunda iyi-kötü bir çaba içindedir.

Canım Yurdumun önemli gazeteci ve yazarlarından yaşar Aksoy ise, Karabina Otel için uzunca bir yazı yazar, bir bölümü; Karabina Ali Rıza Efendi, ünlü kaplıca kenti Karsbad’ı gezerken, oradaki termal oteller hayran oluyor ve Çeşme Ilıca’daki deniz dibindeki arsasını nasıl değerlendireceğini fark ediyor, kuracağı otelin plan ve projesini kendi çiziyor, Sakız’dan gelen Rum ustalarla çalışarak, ahşap donanımı Romanya’dan getirterek Karabina Oteli’ni kuruyor ve yaşatmaya başlıyor. O zamanlarda Urla’dan Çeşme’ye kadar sahil bandında tek otel yoktur. Böylece Ege’nin çeşitli kasabalarından şifa arayan insanlar, Levanten ve Musevi aileler akın halinde Karabina’nın odaları için rezervasyon yapma maksadıyla sıraya girerler.

1919 – 1922 Yunan işgalinde denizdeki bir yabancı gemiden atılan top ateşi ile büyük yara alan otel sonra yeniden onarılıyor. İşgal yıllarında Ali Rıza Efendi ikinci eşi Fatma Hanım ve kızı Azra (Çetinün) İtalyan gemisi ile Kuşadası’na intikal ediyor, ancak 48 yaşında kalp krizi sonucu vefat ediyor.

“Karabina”, İtalyancada “Jandarma ve de “tüfek” anlamına gelir. Bu isme sahip olan aile, babaları Ali Rıza Efendi’nin vefatından sonra otelcilik mesleğine devam ediyorlar. Karabina inşa edildikten sonra otelin yanındaki boş arsaya Rasim Bey tarafından Rasim Palas Oteli, daha sonra tam çapraz karşısına da Azap Ağa ahfadı Culum ailesince kurulan Yeni İstanbul Oteli inşa ediliyor.”

Prof. Dr. İsmail Gezgin’in yazdığı “Geçmişten Günümüze Çeşme Termal Suları” adlı kitabından diğer enteresan bir bölüm; “Yusuf Cemal’in kitabındaki en ilginç noktalardan birisi hiç kuşku yok ki, Çeşmeli Karabinazade Ali Efendi’nin sahibi olduğu Osmanlı Oteli’nde konaklama ve banyo ücretlerini gösteren bir tablonun verilmiş olmasıdır.

Çeyrek Mecidiye

Adet

6 ila 7 tek karyolalı oda, banyolu ve yemekli

3 yemeksiz olarak bir karyolalı oda, banyolu

2 yemeksiz olarak çift karyolalı, banyolu

 

Kuruş (mecidi yirmiüç buçuktan)

7 ila 9 mefruşatsız tek karyolalı banyolu

80-100 dört veya üç odalı, mutfaklı muntazam daire

35-40 üç odalı mutfaklı daire

25-30 iki odalı mutfaklı daire

35-45 dört odalı mutfaklı daire

20-25 iki odalı mutfaklı daire

25-30 üç odalı mutfaklı daire

Bunun dışında, iki-üç kuruş ücretle kiralanan ve birbirine bitişik odalar da vardır. Ağustosun on beşinden teşrinievvel sonuna kadar olan müddet zarfında ücretlerde yüzde yirmi ve otuz oranında tenzilat da yapılmaktadır.”

Yine aynı kitaptan İsmail Gezgin Hoca; “Çeşme Ilıcaları ile ilişkili Cumhuriyet dönemine ait ilk belge 30 Mayıs 1926 tarihli bir Bakanlar Kurulu Kararnamesidir. Buna göre, Çeşme Kasabasının Ilıcalar mevkiinde yer alan Ilıcalar ve Reisdere madensuyu membalarında, kaplıcalar ve oteller, deniz hamamları, plajlarında tesis yapmak ve işletmek amacıyla Merkezi İzmir olmak üzere 30 sene süre ile 50.000 Türk Lirası sermayeli ‘Çeşme Kaplıcaları Türk Anonim Şirketi’nin kurulmasına karar verilmiştir. Genelgenin altında Reis-i Cumhur ve bütün bakanların imzaları bulunmaktadır.”

Evet, kiralık odaların varlığından, öncü Karabina Otele, oradan benzerleri otellerin yapımına, termal sulardan plajlara, Ilıca Plajında “Hilal-i Ahmer’in” Ilıca Gazinosuna, artan ününe binaen plajın hemen yanına plaj evlerinin yapımına, oradan Çeşme için ayrı bir karakter binası “Turnan Çeşme Otele” oradan keşfedilen özelleştirmeler ile yıkımına kadar enteresan bir süreçtir. Bu süreç aynı zamanda Çeşme’nin turizm serüvenidir de…

Hiç yorum yok: