“Geçmişten Günümüz Çeşme Termal Suları” adlı eserinde Prof. Dr. İsmail Gezgin; termal sular üzerine dönemin en önemli kaynağı diyerek referans aldığı Yusuf Cemal’in “Çeşme Ilıcaları” adlı 1909 senesinde yayınlanan kitabından enteresan aktarımlarda bulunmaktadır. İnanılmaz detaylara haiz aktarımları buraya almak imkânsız, lakin ben ulaşım ile ilgili bölümünü aktarmak istiyorum ki bir sonraki paragrafta bahsedeceğim, yol yapımı bilahare de otel yapımının önemi ortaya layıkıyla çıksın. “İstanbul’dan direk olarak Çeşme ve Sakız’a uğrayan vapurlar olmasının yanı sıra İzmir’den de Çeşme’ye düzenli olarak vapur seferleri düzenlendiğini söyleyen Yusuf Cemal bazı şirketlerin de adını vermektedir. Nemçe, Pandeleon, Hacı Davud ve Bulgar Kumpanyaların vapurları, İzmir Çeşme arasında muntazam seferler düzenliyorlardı. Bu nedenle de Çeşme’ye ulaşım genellikle deniz yoluyla yapılmaktaydı. Bununla birlikte Çeşme’den Ilıcalara ulaşımı sağlayan arabalar çalışmaktaydı. Ayrıca yoğun olan yaz aylarında Nemçe ve Bulgar vapurları yolcuları direk olarak Ilıca’ya indiriyorlardı.”
Diğer taraftan; Prof. Dr. İsmail Gezgin’in yazdığı “Tarih Boyunca Çeşme” kitabında yazdığı üzere, “İzmir’de ikamet eden İngiliz ve Fransız iş adamlarının yanı sıra, Mısır’dan çok sayıda hastanın Alaçatı ve civarına geldikleri kayıtlardan görülmektedir. Sıcak su kaynaklarının ilgi görmeye başladığını gören bazı girişimciler de bulunmaktadır. Bunlar arasında Ali Karabina da vardı ve Ilıca’ya Karabina Oteli’ni inşa ettirmişti. Çeşme ve Ilıca’nın 19. Yy.da giderek artan popülaritesi üzerine Çeşme’yi İzmir’e bağlayan yeni yol yapımı gündeme gelmişti. Sultan Abdülhamit’in izniyle yapılan yol, bölgeye özellikle de yaz aylarında ilgiyi daha da arttırmıştı. Yol ihalesi Ali Karabina’ya verilmiş ve yolu yapan Karabina, Ilıca’ya bir de Karabina Otelini yaptırmıştı.”
Hani şimdilerde çeşme turizmine şu katkıları yaptık diyenlerin nazarı dikkatine takdimimdir, neymiş Çeşme zaten yenilerde değil yaklaşık 200 yıldır turizm konusunda iyi-kötü bir çaba içindedir.
Canım Yurdumun önemli gazeteci ve yazarlarından yaşar Aksoy ise, Karabina Otel için uzunca bir yazı yazar, bir bölümü; “Karabina Ali Rıza Efendi, ünlü kaplıca kenti Karsbad’ı gezerken, oradaki termal oteller hayran oluyor ve Çeşme Ilıca’daki deniz dibindeki arsasını nasıl değerlendireceğini fark ediyor, kuracağı otelin plan ve projesini kendi çiziyor, Sakız’dan gelen Rum ustalarla çalışarak, ahşap donanımı Romanya’dan getirterek Karabina Oteli’ni kuruyor ve yaşatmaya başlıyor. O zamanlarda Urla’dan Çeşme’ye kadar sahil bandında tek otel yoktur. Böylece Ege’nin çeşitli kasabalarından şifa arayan insanlar, Levanten ve Musevi aileler akın halinde Karabina’nın odaları için rezervasyon yapma maksadıyla sıraya girerler.
1919 – 1922 Yunan işgalinde denizdeki bir yabancı gemiden atılan top ateşi ile büyük yara alan otel sonra yeniden onarılıyor. İşgal yıllarında Ali Rıza Efendi ikinci eşi Fatma Hanım ve kızı Azra (Çetinün) İtalyan gemisi ile Kuşadası’na intikal ediyor, ancak 48 yaşında kalp krizi sonucu vefat ediyor.
“Karabina”, İtalyancada “Jandarma ve de “tüfek” anlamına gelir. Bu isme sahip olan aile, babaları Ali Rıza Efendi’nin vefatından sonra otelcilik mesleğine devam ediyorlar. Karabina inşa edildikten sonra otelin yanındaki boş arsaya Rasim Bey tarafından Rasim Palas Oteli, daha sonra tam çapraz karşısına da Azap Ağa ahfadı Culum ailesince kurulan Yeni İstanbul Oteli inşa ediliyor.”
Prof.
Dr. İsmail Gezgin’in yazdığı “Geçmişten Günümüze Çeşme Termal Suları” adlı
kitabından diğer enteresan bir bölüm; “Yusuf
Cemal’in kitabındaki en ilginç noktalardan birisi hiç kuşku yok ki, Çeşmeli
Karabinazade Ali Efendi’nin sahibi olduğu Osmanlı Oteli’nde konaklama ve banyo
ücretlerini gösteren bir tablonun verilmiş olmasıdır.
Çeyrek
Mecidiye
Adet
6
ila 7 tek karyolalı oda, banyolu ve yemekli
3
yemeksiz olarak bir karyolalı oda, banyolu
2
yemeksiz olarak çift karyolalı, banyolu
Kuruş
(mecidi yirmiüç buçuktan)
7
ila 9 mefruşatsız tek karyolalı banyolu
80-100
dört veya üç odalı, mutfaklı muntazam daire
35-40
üç odalı mutfaklı daire
25-30
iki odalı mutfaklı daire
35-45
dört odalı mutfaklı daire
20-25
iki odalı mutfaklı daire
25-30
üç odalı mutfaklı daire
Bunun dışında, iki-üç kuruş ücretle kiralanan ve birbirine bitişik odalar da vardır. Ağustosun on beşinden teşrinievvel sonuna kadar olan müddet zarfında ücretlerde yüzde yirmi ve otuz oranında tenzilat da yapılmaktadır.”
Yine aynı kitaptan İsmail Gezgin Hoca; “Çeşme Ilıcaları ile ilişkili Cumhuriyet dönemine ait ilk belge 30 Mayıs 1926 tarihli bir Bakanlar Kurulu Kararnamesidir. Buna göre, Çeşme Kasabasının Ilıcalar mevkiinde yer alan Ilıcalar ve Reisdere madensuyu membalarında, kaplıcalar ve oteller, deniz hamamları, plajlarında tesis yapmak ve işletmek amacıyla Merkezi İzmir olmak üzere 30 sene süre ile 50.000 Türk Lirası sermayeli ‘Çeşme Kaplıcaları Türk Anonim Şirketi’nin kurulmasına karar verilmiştir. Genelgenin altında Reis-i Cumhur ve bütün bakanların imzaları bulunmaktadır.”
Evet, kiralık odaların varlığından, öncü Karabina
Otele, oradan benzerleri otellerin yapımına, termal sulardan plajlara, Ilıca
Plajında “Hilal-i Ahmer’in” Ilıca Gazinosuna, artan ününe binaen plajın hemen
yanına plaj evlerinin yapımına, oradan Çeşme için ayrı bir karakter binası “Turnan
Çeşme Otele” oradan keşfedilen özelleştirmeler ile yıkımına kadar enteresan bir
süreçtir. Bu süreç aynı zamanda Çeşme’nin turizm serüvenidir de…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder