Enteresan icraatları da vardır Hulusi Abimizin… Mesela, Çamlı Pansiyon karşısında, Ovacık Köy ve Çiftlik Köy yol ayrımı üstünde bir mezarlık vardı, bugünlerde önemli bir yatırın yüzü suyu hürmetine küçücük bir bakiyesi bulunur ya, işte orası bir günde yıkıldı ve temizlendi… Temizlendi dediğime bakmayın yıkım sonrası ortaya çıkan moloz yığınının uzaklaştırılması manasında diyorum elbette… Onun yıkılması işi maalesef Hulusi abimizin döneminde gerçekleşti… Bir sabah erkenden bizatihi kendisinin de başında bulunup, yönettiği ve yönlendirdiği ekipler tarafından yıkım tarihe olamasa dahi hafızalarımızın bir tarafına nakşedildi. Hatta o kadar özensiz ve düzensiz yapıldı ki bu iş, yıkımdan ortaya çıkan atıkların önemli bir kısmı dolgu olarak kullanıldıkları yerlerde yapılan her çalışmada karşımıza çıktı sonradan. Ovacık Köy yoluna sapınca hemen solda kalan bu mezarlık, mezar taşlarının bugün bile birer mermer işçiliği sanatı olarak hatırladığımız Osmanlı dönemi mezarlığıdır ki; her biri beyaz mermerden olup mezkûr cüzden mütemmim hakkında yorum kolaylaşır. Mezarlığın nazar boncuğu kabilinden tutulması mümkün iken yıkılmasının tercihi kolay anlaşılır değil şüphesiz, lakin bugün karar verilmesi gerekse ittifakla koruyalım kararı çıkardı diye düşünmekteyim. Sadece burası değildi elbette hedef, şimdi A Otel olarak çalışan otelin arsası da komple mezarlık idi, o da ne yazık ki aynı fasıldan yıkıldı gitti. Mezarlık ile birlikte maalesef bir su deposu kabilinden “yerüstü mahzeni” diye bilinen bizlerin “akar” diye adlandırdığımız bir taş yapı da maalesef hakkın rahmetine intikal ettirilmiş oldu. Bu yerüstü mahzenine akar denmesinin sebebi sürekli bir şekilde bir boru marifetiyle taşan suyun tahliye edilip yol üstünden yolu aşarak hemen yakındaki denize akıyor olmasıdır, bu sebeple yolun o bölümünde yol kaplaması devamlı küçük de olsa bir kanal gibi oyulmuş vaziyette olurdu. Yolu geçer geçmez ise küçük bir kanal vardı denize bağlantıda. Derenin yanında denize dik yanında evin bahçe duvarına paralel dar bir yoldan içinde güzel bir dut ağacı olan çayırlık bir alana girilirdi. Bu çayır alan bizim için bazen futbol, bazen voleybol sahası olurdu lakin devir itibariyle çok fazla rüzgâr olduğundan fazlaca faydalanamazdık bu güzel çayır alandan. Mezarlığın yanından Çeşme merkeze giderken hemen mezarlık ile omuz omuza vermiş çok güzel 2 katlı bir ev vardı, sahibesi Ülker Hanım Teyze her daim 2. kattaki cumbadan yolu seyreder, bazen tüm tanıdıklara bazen de tanıdık olsun olmasın herkese seslenir, iletişim kurardı. Şimdi bu güzel Çeşme Hanımefendisinden geriye kalan genellikle tanıyamadığı kişilere “Allah be evladım sen kimlerdensin”, hatırlamaya ya da tanımaya yönelik cevaba istinaden de “Kızım boynundakiler altın mıdır?” tarzı merak giderici replik… Hay Allah, Ülker Hanım Teyze, nurlarda olasın… Muhtemelen şimdi cennet bahçelerinde, yine bu tarafta olduğu üzere, sağ elini açık ve gergin vaziyette hemen gözlerinin üstüne, alnın tam ortasına alına dik gelecek vaziyette yerleştirip aynı sualleri yöneltiyordur, tüm güzellik ve sevecenliğiyle…
Hulusi Abimizin önemli bir hayali ise, Başkanlığı döneminde ihtiyaç sahiplerine ya da müracaatçılar arasında kura çekilmek suretiyle de olsa sembolik rakamlarla meskene müsait arsa tahsisidir, bu işi realize etme fırsatı da bulur. Çeşme Merkez, Otoyol ve Çiftlik Köy yani şimdiki Marina kavşağından Çiftlik Köy istikametine giderken son ev Ali Subay’ın evidir yani şimdiki Maskot Turizm acentesinin olduğu yer ve yol şimdiki olduğu yerde değildir, deniz doldurulmamıştır. Liman özelleştirilmesinin ne olduğu bile bilinmez, bilenler de utançlarından telaffuz etmezlerdi. İşte, şimdiki sıralanmış evler ile Karadağ arasında kalan dar yol var ya, oradan Çiftlik Köye gidilirdi, ana yol orasıydı. Yol Çeşme Körfez manzaralı idi, işte o manzaranın katli maalesef o tarihte şimdiki sıralanmış evlerin arsalarının tahsisi ile başlamıştır. Hulusi Abimiz CHP’li olmasından ötürü AP’lilerin bugün bile eleştirileri fasılasız devam eder. Lakin bu eleştirilerin sebebi asla yapılaşmanın önü açıldı, deniz doldurulmasının önü açıldı değildir, yandaşlara tahsisi yapıldı eleştirisidir. Oysa bugün bile alenen bilinir ki tahsislerin büyük çoğunluğu AP taraftarlarınadır. Babam Tito Yaşar’ın deyişi ile “laf olsun, torba dolsun” kabilinden…