Salı, Nisan 07, 2026

KADİR TÜRKEN


Bir vade önce kaybettik, Kadir Türken’i de, çok üzüldüm ve üzgünüm çok… Köyümün yüz akı insanlarından birisidir. Kendisini çocukluğumdan itibaren bilirim, samimi ve içten dostluğumuz kadimdir. Kadir, Çiftlik Köy’ün aydın ve sıra dışı bir yerlisidir. Gerçek manada sıra dışıdır, okumayı sevmeyenlerin içinde okuyarak sıra dışına yazılır, düşünmeyi sevmeyenlerin içinde inadına düşünerek sıra dışına taşar, susmayı tercih edenlerin içinde konuşmayı önceler, öyle laf olsun torba dolsun babından değil yani. Canım Yurdumun medar-ı iftiharlarından biri olan “Kitapsız Feylesof Sakallı Celal” benzeridir benim gözümde, aynı zamanda ortalamanın çok üstünde bilgilidir. Bilgiye dayalı okumak, düşünmek ve konuşmak üstüne Kadir’de köyümüzün yetiştirdiği önemli değerdir. Bilgili ve görgülü olması genç yaşlarda kendisini cesur ve atak yapmıştır lakin yıllar içerisinde Canım Yurdum üstüne umdukları ve hayal ettikleri gerçekleşmedikçe duygusal kişiliği ağır basar daha münzevi ve mütevazı bir hal alır hayatı… Çiftlik Köyden ayrılmamış olması da kendisini bir manada Köyümüzün Ney’siz Neyzen’i yapmış olabilir, bunu çok detaylandıramıyorum. 

Yıllarca kendisiyle benim iş hayatım nedeniyle sadece tatil dönemlerinde çok kısa sürelerde karşılaşmış olmanın yaratacağı bir mesafe olacağını düşünmüş idim, köyüme dönünce gördüm ki araya o kadar iletişimsiz seneler girmiş olmasına rağmen ilk görüştüğümüz andan itibaren hiç boşluk olmamışçasına samimi, içten ve sıcak karşılandım. Tam da Kadir’e münasip kadirşinaslık…

Kadir, Köyümüzün 60’lı 70’li yıllarının iki dükkândan tercih edilenin ve görece daha olanının sahibi Hamit Abi’nin oğludur. Şimdi ki Migros’a yakın yerde tek katlı binanın tamamı onların dükkânıdır, içi tıklım tıklım doludur satışa sunulan mamuller ve mahsullerle… Hamit Abinin dükkânı mezkûr yıllarda 2 Köy çeşmesinden birinin tam karşısındadır, dükkân hatırladığım kadarıyla da Değirmen Dağından “Gâvurdan kalma” (bu benim tercih ettiğim bir ifade değil lakin yaygın söylenen haliydi bu) bir isale hattıyla su buraya gelir buradan köylüler testilerini doldururlardı. Tam da bu sebeple köy hayatının tarımsal faaliyetlerinin yoğunluğuna rağmen hemen herkesin günde en az bir kez gidip testi doldurduğu bu yerde, Hamit Abinin büyük oğlu Kadir ile kısa da olsa hasbihâller edilirdi. Ablaları ve bir de daha küçük bir erkek kardeşleri vardı maalesef adlarını hatırlayamadım bu günlerde. Kadir’in Nadir diye benim de iyi bildiğim bir kardeşi vardı maalesef onu da daha önce yitirdik…

Kadir kendi kuşağının Çiftlik Köyün ortaokul görmüş temsilcisidir adeta, kuzenim Kamil Karagöz ile birlikte sabahları “ekmek Minibüsü” ile Çeşme’ye ortaokula giderler akşamları da yine birlikte dönerlerdi, kâh yürüyerek kâh minibüsle… Bazen akşam dönüşleri olurdu minibüslerin… Daha önceki bir yazımda bahsettiğim minibüs “Karayılan” adı verilmiş lacivert burunsuz bir minibüstür… Gerçi genellikle bulunabilirse traktör ya da olmadı tabanvay kader olmuştur öğrencilere mezkûr devirde…

Kadir ile hafızamda kalmış en parlak ve mühim hatıra ise, galiba 1984 yılı bir kış, rüzgârlı ve soğuk gününde Canım Yurdumun 12 Eylül Faşist darbesinden sıyrılmaya çalışıldığı dönemde gündeme gelen yerel seçimlerin arifesinde bir kahve propagandası faaliyeti döneminde Amerikan desteği ile pupa yelken giden Turgut Özal liderliğindeki ANAP’ın yerel adayı Ender Gönüllü’nün ziyareti sırasında olmuştu. Kahvehane tıklım tıklım, adayı beklemeye hazırlanmış kalabalık hatta o kadar ki, aday konuşmaya başlayınca ayaktakilerin sayısı oturan kalabalığın sayısını da aşmıştı adeta… Ender Abimiz, başarılı bir eczacıdır, yakışıklıdır, birkaç da Yeşilçam filminde yerel temin oyuncu olmuştur, iyi bir ailenin düzgün bir hayat süren oğludur. Devir itibariyle iyi görünümlü, yakışıklı olmak önemli bir veridir ahali için, ne yapacaklarsa işte, ANAP da gözüne Ender Abimizi kestirmiş, ikna etmiş tabii ki de onun da rızası ve gönlü var, aday olmuş… Gelmiş Çiftlik Köy’e propagandaya… Ben bu hazırlıklardan habersiz Kuzenimin yanına gelmişim, yeni yeni adapte olmaya çalışıyorum mapus dışındaki gelişmelere ve değişikliklere… Siyasi ve ekonomik hayat ise varsa yoksa satalım savalım havasında bir özelleştirme furyası hazırlığında ve ahaliden de ciddi manada destek buluyor bu abuk subuk teklif ve icatlar haliyle… Millet esasen neyin kendi lehine neyin kendi aleyhine olduğuna müdrik lakin moda ve yanaşma saikiyle nemalanma kültürü de ziyadesiyle revaçta… Neyse uzatmayalım, bu hava ve özgüvenle sandalyenin üzerine çıkıp ahaliye hitap eden Ender Gönüllü abimiz, yerel seçimlerde olduğunu adeta unutarak ya da günün moda laflarıyla başladı “köprüyü de satacağız” “yolları da satacağız” tiradına… Mevzu uzayınca bir kenarda kuzenin de dâhil olduğu ekibin oynadığı “okey” oyununu seyrederken ayran gönlüm kabardı ve  “sayın aday sen duyun-u umumiye’yi bilir misin” diye bir soru sordum. Göz göze geldik, anladım sualin çalışmadığı yerden geldiğini kem küm etmesi üzerine de soruyu üstüne basarak tekrarladım baktı, baktı ve “bilmiyorum” dedi… Bilmiyorsan lütfen bu özelleştirme hikâyelerini kapat yerele gel deyince, karşıdan Kadir kardeşim devreye girdi, bu özelleştirme güzellemesine ve teklifine de çok kesin ve köşeli tepki koyması üzerine biraz da mahcup vaziyette Ender Abi konuşmayı sonlandırdı. Netice de seçimi kaybetti Ender Abimiz, bu sebeple benimle uzun süre konuşmadı ve selamlaşmadı… Lakin Kadir’in ahali üzerinde tesirine ve benim başlatmama kesildi fatura… Kadir sağlam durmayı, sağlam bilgi sahibi olmuş olmayı tercih etmesinin kendi muhalifliği adına bir çizgi olduğunu bu olayda olduğu üzere her daim ispat etmiştir.

Çiftlik Köy tarihi üstüne, sosyal ve ekonomik gelişmesi üstüne ciddi kaynaklara istinaden ciddi bilgilere sahip bu çok değerli arkadaşım için şüphesiz herkesin kendince bir görüşü olabileceğini bilerek diyorum tüm bu yazdıklarımı… Kendisini güncel ve formda tutabilmek adına her gün kendince sabah olduğu saatte günlük gazetelerini okurken görürdü herkes onu artık faaliyette olmayan dükkânının sundurması altında… Belli bir saatten sonra kimsenin fazlasıyla fark etmediği bir şekilde demlenmeye başlardı… Evet, fikri demlenmenin üstüne de zikri demlenme ne güzel de yakışırdı kendisine… Bu haliyle hep arayacağız ve özleyeceğiz kendisini… Ne mutlu bana ki böyle bir dostum olmuş…


Hiç yorum yok: