Perşembe, Nisan 02, 2026

ÇOŞKUN KALKAN VE BARBAROS’UN URLA’YA BAĞLANMASI

Çeşmenin diğer çınar abilerinden biri de Çoşkun Kalkan olup kendisi ile 23 Mart 2026 tarihinde yaklaşık üçbuçuk saatlik bir söyleşi yaptık. Abimizin yeğeni Aydın Korkmaz ile buluşarak Aydın’ın dayısı Çoşkun Abimize konuk olduk, eşi bizi sıra dışı bir ağırlama ile misafir etti. Bu vesile ile kendilerine, öncelikle sıra dışı ağırlama faslı ve sonrasında da Çeşme’nin 1950’lerden bugüne kadar yaşadığı ve kendilerince şahitlik ettikleri vakaların tek tek üzerinden geçtik, yer yer eşinin müdahil olup detay verdiği söyleşi benim açımdan inanılmaz olmuştur. Rumeli kökenli olmaları hasebiyle mübadele ve Çeşme’ye yerleşmeden, Çeşme Gençlik Spor Kulübü kuruluşundan, Mithatpaşa Sanat Mektebi dönemine, Karabük Demir Çelik dönemine, Çeşmedeki ticari hayatına, siyasi hayata, Demokrat Parti döneminin sona ermesini müteakip yapılan nümayiş ve beyanatlara, Barbaros ve Uzunkuyu’nun idari olarak Çeşme’den alınıp Urla’ya bağlanmasına, Çeşme’deki turizm ve otelcilik girişim ve gelişimine kadar pek çok yerel ya da ulusal ya da özel ya da genel mevzuya dokunduk…

Bilindiği üzere; 1950’li yılların başında Barbaros Bucağı ve bağlı köyler Uzunkuyu, Zeytinler, Zeytineli, Kadıovacık ve Birgi Çeşme’ye bağlıdır. Bilahare alınan bir karar gereği Urla’ya bağlanmışlardır. Bu değişiklik gerekçesine genel kaynaklardan bakıldığında görünen yegâne şart “coğrafi mesafeler” olarak yazılmaktadır. Oysa kullanılan yollar itibariyle haritalar üzerinden bakıldığında ise çok büyük farkların olmadığı görüleceği aşikâr olup başka gerekçeleri olması icap etmektedir gibi… Hâlbuki bakıldığında “siyasi otorite” içerisinde Çeşme severler çoğunluktadır, Celal Bayar, Mehmet Aldemir, Ekrem Hayri Üstündağ başta olmak üzere… Biri Çeşmelidir de…

Evet, Çoşkun Abi ile konuşuyoruz, her ikimizin de sevdiği ve anlatmak istediği şeyler vardır, futbol adına ve felsefesi üzerine, benim ise ilaveten “tarihe not düşmek” ve unutulmasınlar diye yazmak istediğim taraflarıdır. Lakin Çoşkun Abi, bir asra yakın koca bir hayat yaşamıştır, siyasete ilgi duyup bağlanmıştır, futbola hem çok tutkulu hem de aktif katılımcısıdır, lakin daha da önemlisi memleket sevdalısı ve bu manada etrafa duyarlı ve ilgilidir tam da bu sebeple başta Çeşme’ye münhasır lakin tüm Canım Yurduma münhasır olmak üzere inanılmaz ve muhteşem hatıratı oluşmuştur.

Çeşme, İstiklal harbi sonrası yaşanan “mübadele” sürecinde ve öncesinde yerleşik insanlarının terk etmesi neticesinde boşalmıştır, yerine de başta Batı Trakya olmak üzere Balkanlardan ve Ege Adalarından Müslüman ahali yerleştirilmiştir. Buradan gidenler zeytin bilir zeytinin kadrini bilir gelenler ise zeytin bilmez kadrini de bilememişlerdir. Zeytinlerin birçoğu ne yazık ki yakacak olarak kullanılmak üzere kesilmiştir, hani siz bakmayın o “sit alanı” ilan eden abilerin iddialarına 100 yaşının üstünde çok az zeytin ağacı vardır. Oluşturulan zeytinliklerin çok büyük miktarı da sonradan 1940’lı ve 1950’li yıllarda “tarıma gönül vermişlerin” oluşturduğu rüzgâr ile gelişmiştir. Çoşkun Abinin de röportajımızda altını çizerek belirttiği ve benim de babamdan dinlediğim ve gördüğüm üzere özellikle bugün “Tepekahve” diye bilinen bölgeden sökülen “delice zeytinlerin” Çeşme’de yeni zeytinlikler oluşturmak adına dikilmesi ve aşılanması suretiyle oluşturulmuşlardır. Şüphesiz ki bu bilinememezlik neticesi yaratılan zeytine hücum furyasından kurtulan ve asırlık zeytinler de vardır lakin ziyadesiyle azdır.

Mübadiller en iyi bildikleri “tütün tarımını” ikame ederler yeni yerleştikleri bu topraklarda. Dönemin öncelikleri ve zaman darlığı neticesi lakin özellikle de hazırlıksız yakalanmış olmanın verdiği telaşe içinde her şey yeterince planlanamamıştır maalesef. Şüphesiz bu plansızlıktan da en fazla etkilenen tütün tarımı olmuştur. Çeşme’de belki de hiç yapılmaması gerekirken yaygın tütün tarımı yapılır. Lakin kalite de oldukça sıkıntılıdır, asla Urla ve de kat’a Akhisar tütünü kalitesi yakalanamaz. Dönem itibariyle, kalite sıralamasında 1. kategorik sıra Akhisar, 2. Urla tütünündedir Çeşme tütünleri ne yazık ki 3. kategorik sıradadır. Çeşme tütünleri nemden mütevellit çabuk kararmakta hatta çok çabuk küflenmektedir. Dönem itibariyle mezkûr “kategorik yaklaşım” da buna münasip gelişmektedir, kafadan Çeşme ve Köyleri tütünleri 3. Kategoridir ara detaylara bakılmaksızın… Kendi içinde Çeşme’nin Barbaros kesimi görece kaliteli tütün yetiştiriyor olsa dahi mezkûr kategorik ve katalog tasnif gereği alt sıradan fiyatlandırmalara tabidir ve ahali de bundan ziyadesiyle mustariptir. Devreye ahalinin uyanık ve cin kesimi girer, başlarlar kaderi değiştirmek üzerine tefekküre… Al takke ver külah, teklifler arasında “mademki, dilimizle kuş tutsak dahi tütünümüzün kategorisini değiştiremiyoruz, kaderi değiştirmek için bağlı olduğumuz kategorik bölgeyi değiştirelim” fikri ziyadesiyle taraftar toplar… Yörenin önde gelenleri toplanırlar, bir heyet oluşturulur, Çeşme’nin ileri gelenlerinin kapısını çalınır. “efendim biliyorsunuz ki, bizim kaliteli tütünümüz Çeşme’nin diğer bölümü ile eşdeğer kabul edilip 3. kategori muamelesi görüyor, bir hikmet ve himmet gösterin de, Barbaros Nahiyesini köyleri ile birlikte 2. kategori kabul edilen Urla’ya bağlanmasını temin edin, bizim de elimiz ilaveten birkaç kuruş fazladan görsün”. Fikir nasıl? Süper… Tam da Necip Milletimizin, taa Nasrettin Hocadan bu yana imbiklenmiş ve arşivlenmiş damıtık zekâsını gösteren bir davranıştır. Velhasıl zor devirlerin insanıdır, Canım Yurdumun insanı, maşallah üzerlerine yoktur, konunun bu kabil çözümüne kafa yormak adına… Çeşme’nin siyasi erkânı gelen bu talebi, talebin de kesafetine binaen, siyasetin de ruhuna münasip ve müntesip stratejik konsolidasyon tesisine müteallik hiç tefekkür etmeksizin memnuniyetle karşılamışlar… Sonuç, Barbaros Nahiyesi ve bağlı köyleri artık Urla’ya bağlıdır… Kolayca denilebilir ki, idari yapılanması Canım Yurdumdaki gibi ise eğer ne fark eder hangi köyün, hangi ilçenin nereye bağlı olduğu… Ne önemi var ki bu illiyetin…

Çoşkun Abimiz ile yaptığımız bu uzun söyleşiden daha çok kıssadan hissedeler ve hikâyeler çıkacaktır. Yazmaya devam…

Hiç yorum yok: