Perşembe, Temmuz 09, 2026

TOKMAK HASAN (ÇELEBİ)

 

Hasan Abi; tanıdığım devir itibariyle benim gözümde Çeşme’nin yakışıklı, dinamik, çalışkan Manavıdır. Onu, 1970’li senelerin yaz aylarında her gün Çeşme Müstahsil Toptancı Halinde görürdüm, sayısı bidayette mahdut bilahare nahudut olan manav esnafına dâhil olduğu günden beri. Manav Salih başta olmak üzere Mantolu Davut ve Mehmet Ege bildiğim en eskileridir, efsane Çeşme Gazozları imalatından manavlığa hızlı geçiş yapan Somalı Mehmet ve Tokmak Hasan ise en yenileri… Horasan Ahmet Abimizde, seyyarlık ve kalıcılığa mezkûr meslek erbabı olarak katılmıştır bir vade sonra akıp giden kervana… Özellikle Horasan Ahmet büyüğümüz büyük çapta sebze üretimi faaliyeti yürütürdü hatta bu faaliyet çocukları ve torunları tarafından son günlere kadar devam ettirildi. Lakin turizm ve neticesi imar onları aştı maalesef… Yani anlaşılacağı üzere Çeşme’de manavlık kendi ürettiği sebze ve meyveyi satma saikleri ile başlamıştır, muhtemelen Canım Yurdumun birçok yerinde de böyle gelişmiştir. 1960’lı ve 1970’li seneler Çeşme’nin kendine yettiği seneler olarak yerini almıştır hatıralarımızda… Sonraları bugün Levent Balık sahibi Ahmet Gören Abimiz ve kardeşleri de Dalyan Köy eski yol köşesindeki yerde manavlık işine bir hayli büyük çaplı girmişlerdi ve büyük ölçüde Çeşme dışı kaynaklardan temin edilen mahsullerle. Diğer taraftan Ilıca ciddi manada yazlıkçıların bulunduğu bir mahaldir ve oranın unutulmaz manavı da Dursun Şantürk Abimizdir, manav Yavuz diye bir abinin de varlığını Mustafa Ertemiz’den dinlemiştim. Bu arada “mobil manavları” da unutmayalım, özellikle Ilıca Plaj Evlerinde eşeklerin iki yanına bağlanmış özel imalat büyük kasalar içerisinde her türlü sebze ve meyve tüketime arz olunurdu. Bir de muhtemelen “sanat güneşi” Zeki Müren’in devrin ses getiren “Bahçevan” filminden mülhem at arabalı manavlar da zuhur etmişlerdi. Görüldüğü üzere devrin önemli ve prestij mesleğidir. İşte bu ahvalde Tokmak Hasan Abimiz de bu uğraşı içinde ilerlemektedir. Özellikle yaz ayları, okul tatilleri döneminde babamın da ana faaliyeti gereği her gün Çeşme Müstahsil Toptancı Haline gider, satılan mahsullerin daralarını satın alan manavlardan geri toplamak için kesilen hesap fişlerini/faturalarını alır, bedellerini tahsil eder bilahare de daraları toplamaya başlardım. Bu sebeple neredeyse her gün Tokmak Hasan Abimizin de manavına yolum düşerdi. Kendisi devrin her Çeşmelisi gibi son derece ağırbaşlı, mütevazı, sakin ve etrafına güven veren, etrafını koruyup kollama vazifesi almışçasına dikkatli ve özenlidir. Belli ki dönemin sporculuğunun da kattığı sportmenlik ve centilmenlik de ziyadesiyle söz konusudur.     

Tokmak Hasan Abimiz; daha önceki yazılarımın birinde yazmaya çalıştığım Rasim Çelebi büyüğümüzün abisinin oğludur. Çelebi Sülalesi hem geniş bir sülaledir hem de neredeyse tüm tanıdıklarım soyadlarından mülhem birer “Çelebidirler”. Her birinde ziyadesiyle ağırbaşlılık ve mütevazılık mevcuttur. Hasan Abi katran karası, muhtemelen devamlı takviyeler kullanılarak ve bazı Çeşmelilerin deyimiyle “güvercin kanadı taranmış saçlarıyla”, ittihatçı bıyıklarıyla, daimi güler yüzüyle ve her daim bakımlı ve itinalı şık giyimli birisi olarak tanınır. Kendisinin bu özenini mesleğine istinat edenler olsa da herkesin ittifakla bahsettiği vaziyet ise her daim aynıyla vaki halleridir. Manav iken de aynıdır, lokantacı olarak da aynıdır, hep aynı kalmayı başaranlardan birisidir, hülasa…  

Hasan Abi; iyi de futbolcudur, devrin futbol oynama şartları ve “Tokmak” lakabı hangi sebeple kendisine verilir, kendi ağzından; “15 yaşında top oynamaya Çeşme Gençlikspor’da başladım. O zamanlar siboplu toplar vardı. Şişirir, sibobunu içine sokardık. Tam yuvarlak olmadığından top hâkimiyeti zordu. Birde yağmurda ıslandı mı gülle gibi olurdu. Futbol ayakkabılarımızda çiviliydi. Çiviler bir müddet sonra ayağımıza batmaya başlar, topa vuramazdık. Maç dediğin doksan dakika, şimdiki oyuncu değiştirme diye bir şeyde yok, sesimizi çıkarmaz canla başla mücadele ederdik. Çok iyi çıkardım toplara, ‘bak topa tokmak gibi vuruyor’ derlerdi. Orta sahada oynamama rağmen penaltıları hep bana çektirirlerdi. ‘Tokmak Hasan’ lakabı oradan gelmedir.” Evet, Hasan Abi forvet arkası oynar ve topa vurduğu zaman mahkemedeki hakimlerin tokmak vuruşunda çıkan benzer sese istinaden kazanılmış lakabı ile “Tokmak Hasan”, başta takım arkadaşları Fuat Albayrak, Arap Ekrem, Nuri Ertan, Boşnak Mustafa, Berber Mustafa, Baytar Süleyman, Kunduracı Nejat, Palaçaki İsmet, Yanık Hüseyin ve Atılay Derici olmak üzere çok sayıda Çeşmeli yıldız ile top koşturur.

Mezkûr devirde, futbol takımımız adı “Çeşme Gençlikspor”dur ve bu ad inanılmaz şekilde dillere pelesenk, zihinlere de derin iz olmuştur. Lakin Canım Yurdumda, 12 Eylül askeri darbesi yaşanıp, Turgut Özal iktidarından sonra, tek mühim detay para olunca ve bu kere de dillere bu pelesenk olmuştur, “kaynak” ve “kaynak nerede” gibi abuk subuk iddia ve sualler öne geçmiştir. Oysaki Çeşme Gençlikspor kendi yağı ve kaynakları ile sporun asli ve ulvi unsuru yaygın spor yapılması ile yerel kaynakların etkili değerlendirilmesi ilkesi uyarınca ilerlemektedir. “Kaynak, kaynak” diye devamlı terennüm arz eden, bilip, bilmediği de pek bilinmeyen bir grup zuhur etmiştir artık Canım Yurdumda… Velhasılı, Çeşme Gençlikspor, Çeşme Belediyespor’a tahvil olunmuş, kaynak ve siyaset kulübe transfer edilmiştir. Muktedirler pekâlâ biliyorlardı ki biat etmenin ya da ettirmenin yegâne yolu mali bağımlılık ve ulufe dağıtımının usul tayin edilmesidir. Şüphesiz bu malum stratejiye matuf kanunlar da yapıldı, mali yükümlülüklerin paylaşılmasına ya da yandaşınkileri külliyen karşılamaya, asgari ücretten bile mütekamilen vergi alınırken sporcunun muaf tutulması, spor malzeme ve sahalarının tesis ve tanzimine, sözde amatör sporun takviye ve tahkimine vs vs… Bugün gelinen nokta da maalesef yerel hiçbir sporcumuz takımda yer bulamamaktadır. Şüphesiz bu neticede sadece bu sayılanlar mıdır müessir amil diye baktığımızda, çok daha mühim amillerin varlığı görülmektedir… Öyle ya da böyle, netice de artık ne Çeşme Gençlikspor var, ne de Çeşmeli topçular… “Paramız var” futbolcu ithal ediyoruz ya daha ne olsun…

“Tokmak Hasan” vefatını müteakip artık adı “Çeşme Belediyespor” olan takımımız tarafından unutulmamış, bir maç öncesi seremoniye “’Tokmak Hasan’ seni unutmayacağız” pankartı ile çıkarak taçlandırılmıştır.

1984’ten beri  “Tokmak Hasan” adı ile maruf lokanta Hasan Abinin vefatından sonra çocukları Kamil ve Mustafa tarafından artan kalite, çeşitlilik ve servis süresiyle hizmete devam etmektedir. Muhtemelen Hasan Abimiz de bulunduğu yerden buradaki artan başarıyı büyük bir mutluluk ile görüp, yaratılan eserle gurur duymaktadır. Bu vesile ile artık aramızda olmayanları saygıyla yâd eder, yaşayanlara da sağlık ve mutluluk dolu daha nice seneler dilemekteyim.   

Hiç yorum yok: