
Hasan
Abi; tanıdığım devir itibariyle benim gözümde Çeşme’nin yakışıklı, dinamik,
çalışkan Manavıdır. Onu, 1970’li senelerin yaz aylarında her gün Çeşme
Müstahsil Toptancı Halinde görürdüm, sayısı bidayette mahdut bilahare nahudut olan
manav esnafına dâhil olduğu günden beri. Manav Salih başta olmak üzere Mantolu
Davut ve Mehmet Ege bildiğim en eskileridir, efsane Çeşme Gazozları imalatından
manavlığa hızlı geçiş yapan Somalı Mehmet ve Tokmak Hasan ise en yenileri… Horasan
Ahmet Abimizde, seyyarlık ve kalıcılığa mezkûr meslek erbabı olarak katılmıştır
bir vade sonra akıp giden kervana… Özellikle Horasan Ahmet büyüğümüz büyük
çapta sebze üretimi faaliyeti yürütürdü hatta bu faaliyet çocukları ve
torunları tarafından son günlere kadar devam ettirildi. Lakin turizm ve
neticesi imar onları aştı maalesef… Yani anlaşılacağı üzere Çeşme’de manavlık
kendi ürettiği sebze ve meyveyi satma saikleri ile başlamıştır, muhtemelen
Canım Yurdumun birçok yerinde de böyle gelişmiştir. 1960’lı ve 1970’li seneler
Çeşme’nin kendine yettiği seneler olarak yerini almıştır hatıralarımızda… Sonraları
bugün Levent Balık sahibi Ahmet Gören Abimiz ve kardeşleri de Dalyan Köy eski
yol köşesindeki yerde manavlık işine bir hayli büyük çaplı girmişlerdi ve büyük
ölçüde Çeşme dışı kaynaklardan temin edilen mahsullerle. Diğer taraftan Ilıca
ciddi manada yazlıkçıların bulunduğu bir mahaldir ve oranın unutulmaz manavı da
Dursun Şantürk Abimizdir, manav Yavuz diye bir abinin de varlığını Mustafa
Ertemiz’den dinlemiştim. Bu arada “mobil manavları” da unutmayalım, özellikle
Ilıca Plaj Evlerinde eşeklerin iki yanına bağlanmış özel imalat büyük kasalar
içerisinde her türlü sebze ve meyve tüketime arz olunurdu. Bir de muhtemelen
“sanat güneşi” Zeki Müren’in devrin ses getiren “Bahçevan” filminden mülhem at
arabalı manavlar da zuhur etmişlerdi. Görüldüğü üzere devrin önemli ve prestij mesleğidir.
İşte bu ahvalde Tokmak Hasan Abimiz de bu uğraşı içinde ilerlemektedir.
Özellikle yaz ayları, okul tatilleri döneminde babamın da ana faaliyeti gereği
her gün Çeşme Müstahsil Toptancı Haline gider, satılan mahsullerin daralarını
satın alan manavlardan geri toplamak için kesilen hesap fişlerini/faturalarını
alır, bedellerini tahsil eder bilahare de daraları toplamaya başlardım. Bu
sebeple neredeyse her gün Tokmak Hasan Abimizin de manavına yolum düşerdi. Kendisi
devrin her Çeşmelisi gibi son derece ağırbaşlı, mütevazı, sakin ve etrafına
güven veren, etrafını koruyup kollama vazifesi almışçasına dikkatli ve
özenlidir. Belli ki dönemin sporculuğunun da kattığı sportmenlik ve
centilmenlik de ziyadesiyle söz konusudur.
Tokmak
Hasan Abimiz; daha önceki yazılarımın birinde yazmaya çalıştığım Rasim Çelebi büyüğümüzün abisinin oğludur. Çelebi Sülalesi hem geniş bir sülaledir hem de
neredeyse tüm tanıdıklarım soyadlarından mülhem birer “Çelebidirler”. Her
birinde ziyadesiyle ağırbaşlılık ve mütevazılık mevcuttur. Hasan Abi katran
karası, muhtemelen devamlı takviyeler kullanılarak ve bazı Çeşmelilerin deyimiyle
“güvercin kanadı taranmış saçlarıyla”, ittihatçı bıyıklarıyla, daimi güler
yüzüyle ve her daim bakımlı ve itinalı şık giyimli birisi olarak tanınır.
Kendisinin bu özenini mesleğine istinat edenler olsa da herkesin ittifakla bahsettiği
vaziyet ise her daim aynıyla vaki halleridir. Manav iken de aynıdır, lokantacı
olarak da aynıdır, hep aynı kalmayı başaranlardan birisidir, hülasa…

Hasan
Abi; iyi de futbolcudur, devrin futbol oynama şartları ve “Tokmak” lakabı hangi
sebeple kendisine verilir, kendi ağzından; “15
yaşında top oynamaya Çeşme Gençlikspor’da başladım. O zamanlar siboplu toplar
vardı. Şişirir, sibobunu içine sokardık. Tam yuvarlak olmadığından top hâkimiyeti
zordu. Birde yağmurda ıslandı mı gülle gibi olurdu. Futbol ayakkabılarımızda
çiviliydi. Çiviler bir müddet sonra ayağımıza batmaya başlar, topa vuramazdık.
Maç dediğin doksan dakika, şimdiki oyuncu değiştirme diye bir şeyde yok,
sesimizi çıkarmaz canla başla mücadele ederdik. Çok iyi çıkardım toplara, ‘bak
topa tokmak gibi vuruyor’ derlerdi. Orta sahada oynamama rağmen penaltıları hep
bana çektirirlerdi. ‘Tokmak Hasan’ lakabı oradan gelmedir.” Evet,
Hasan Abi forvet arkası oynar ve topa vurduğu zaman mahkemedeki hakimlerin
tokmak vuruşunda çıkan benzer sese istinaden kazanılmış lakabı ile “Tokmak
Hasan”, başta takım arkadaşları Fuat Albayrak, Arap Ekrem, Nuri Ertan, Boşnak
Mustafa, Berber Mustafa, Baytar Süleyman, Kunduracı Nejat, Palaçaki İsmet,
Yanık Hüseyin ve Atılay Derici olmak üzere çok sayıda Çeşmeli yıldız ile top
koşturur.
Mezkûr
devirde, futbol takımımız adı “Çeşme Gençlikspor”dur ve bu ad inanılmaz şekilde
dillere pelesenk, zihinlere de derin iz olmuştur. Lakin Canım Yurdumda, 12
Eylül askeri darbesi yaşanıp, Turgut Özal iktidarından sonra, tek mühim detay
para olunca ve bu kere de dillere bu pelesenk olmuştur, “kaynak” ve “kaynak
nerede” gibi abuk subuk iddia ve sualler öne geçmiştir. Oysaki Çeşme
Gençlikspor kendi yağı ve kaynakları ile sporun asli ve ulvi unsuru yaygın spor
yapılması ile yerel kaynakların etkili değerlendirilmesi ilkesi uyarınca
ilerlemektedir. “Kaynak, kaynak” diye devamlı terennüm arz eden, bilip,
bilmediği de pek bilinmeyen bir grup zuhur etmiştir artık Canım Yurdumda… Velhasılı,
Çeşme Gençlikspor, Çeşme Belediyespor’a tahvil olunmuş, kaynak ve siyaset kulübe
transfer edilmiştir. Muktedirler pekâlâ biliyorlardı ki biat etmenin ya da
ettirmenin yegâne yolu mali bağımlılık ve ulufe dağıtımının usul tayin
edilmesidir. Şüphesiz bu malum stratejiye matuf kanunlar da yapıldı, mali
yükümlülüklerin paylaşılmasına ya da yandaşınkileri külliyen karşılamaya,
asgari ücretten bile mütekamilen vergi alınırken sporcunun muaf tutulması, spor
malzeme ve sahalarının tesis ve tanzimine, sözde amatör sporun takviye ve
tahkimine vs vs… Bugün gelinen nokta da maalesef yerel hiçbir sporcumuz takımda
yer bulamamaktadır. Şüphesiz bu neticede sadece bu sayılanlar mıdır müessir
amil diye baktığımızda, çok daha mühim amillerin varlığı görülmektedir… Öyle ya
da böyle, netice de artık ne Çeşme Gençlikspor var, ne de Çeşmeli topçular… “Paramız
var” futbolcu ithal ediyoruz ya daha ne olsun…

“Tokmak
Hasan” vefatını müteakip artık adı “Çeşme Belediyespor” olan takımımız
tarafından unutulmamış, bir maç öncesi seremoniye “’Tokmak Hasan’ seni
unutmayacağız” pankartı ile çıkarak taçlandırılmıştır.
1984’ten
beri “Tokmak Hasan” adı ile maruf
lokanta Hasan Abinin vefatından sonra çocukları Kamil ve Mustafa tarafından
artan kalite, çeşitlilik ve servis süresiyle hizmete devam etmektedir.
Muhtemelen Hasan Abimiz de bulunduğu yerden buradaki artan başarıyı büyük bir
mutluluk ile görüp, yaratılan eserle gurur duymaktadır. Bu vesile ile artık
aramızda olmayanları saygıyla yâd eder, yaşayanlara da sağlık ve mutluluk dolu
daha nice seneler dilemekteyim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder