Meslek gruplarının bir kısmı teşkilatlandıkları odalarında politik duruş arz ederlerken, inşaat mühendisleri hangi zaruretle politik duruş arz etmesinler, Şoförler Odası yapacak, İş adamları yapacak, sanayiciler yapacak lakin mühendislere sıra gelince zinhar yapmayacak. 2 oda daha yapmayacak, baro ve tabip odaları, sebep, onlar genelde ve temelde muhalif… Yahu kardeşim, hukuk politikaları ve genel sağlık politikaları meselesi söz konusu ise tercih ve taraf olup, politik duruş sergilemek neden mahsurlu. Bunu anlamak ve kabul etmek imkânsız. Ekonomipolitik, ekopolitik, jeopolitik, sosyopolitik diye deve dişi disiplinler olacak lakin bunların her birinden ziyadesiyle nasiplenmiş, bilgi sahibi, mesleği itibariyle ilgi sahibi mühendislerin politik duruşu olmayacak, tam tamına kocaman bir münasebetsiz tanımlama… Hemen akla geliyor; “mühendisler siz işinize bakın, köprü ve yol yapmak bizim işimiz” diye hazırlattığı dövizleri Ankara minibüslerine metazori astıran “İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksekokulu” mezunu muhterem…
Mesela; “Merkez Bankası Para Politikaları Kurulu” adlı bir kurulumuz var, bunu nasıl değerlendireceğiz. Kurul para politikası kurgular ve yönetirken bir siyasi partinin politikasını mı kurguluyor teorik olarak, şüphesiz hayır, pratikte bakmayın siz bu kadar göbekten bağımlılığa… Merak edenler mezkûr kurulun kuruluşunu ve faaliyetlerini düzenleyen kanunda “temel görev ve yetkiler” başlıklı bölüme bakarlar. Konu külliyen mali, iktisadi ve büyüme, istihdam vb konularda “tekniktir”, ta baştan sona… Yani bir duruş ve yön tayin ve tercihidir “politik” ifadesinin manası… Yani özetle siz neyi, neden ve nasıl tercih edeceğinize bu adı veriyorsunuz…
Politik duruş sahibi olmanın, güncel ve popüler siyasetin aracıları partilerin üyesi veya taraftarı olmak ile uzaktan yakından bir alakası yoktur, olamaz da… Bir konuda filan partiyi kendine yakın hisseden diğer bir konuda falan partiyi kendine yakın hissedebilir lakin kendi konumlanmasını, genel manada da kendi tarafını, sahip olduğu dünya görüşü ile tarif ve tahkim eder… Politik duruşun esası olarak sayılabilecek ilkeler ise; hak ve özgürlükler, eşitlik, bilimsellik ve rasyonalite, adalet ve liyakat, hesap sorulabilirlik ve verilebilirlik, şeffaflık, açıklık ve mütevazılık, sürdürülebilirlik, erişilebilirlik, kurallı hayat olup, poligonlarının birleşiminden mürekkep bir mefhumdur. Bütün bu ilkelerin tanımladığı alanın fiziki durumu, büyüklüğü, kimlerin yan ve yararına olduğuna bakarak bizde davranış belirleriz. Mezkûr ilkelerin geniş yurttaş kitlesi lehine katıksız ve ödünsüz uygulanması bizim taraf olmamız lazım gelen yandır… Politik duruş; kişilerin, organizasyonların toplumsal gelişmelere, mevzulara, vakalara, adalet ve hukuka, ekonomiye, güvenliğe yani toptan devlet yönetimine bağlı ve karşı sahip oldukları ideolojik tavrı ve aldıkları vaziyeti ifade eder. Bu vaziyet, belirli bir siyasi partiye “itaat et, rahat et” usul ve erkânı ile değil, dünyayı anlama ve yorumlama şeklini ve temel değer ilke ve yargılarını tatbikatlara yansıtma şeklidir. Bu şekil, geniş yurttaş kitlesi ya da küçük mutlu azınlıklardan yana tutum ve davranış gösterme tercihine bağlı olup, konum ve konuşlanma tezahürüdür. İşte bu sizin politik duruşunuzdur.
Şimdi gelelim İMO’nun politik tutumu olmalı mı sorusuna yeniden, şüphesiz ki, evet… Tartışılması bile abes kabul edilmelidir. Politik duruşumuz daima geniş yurttaş kitlesi adına, disiplinler arası etkin ve yoğun işbirliğiyle, güvenli yaşanabilir meskenler tasarlanması, yapılması ve işletilmesi, bu kentlerin elektrik ve su teminin kararlı, güvenli, kesintisiz ve yenilebilir kaynaklardan temini, ulaşım altyapısının tabiat ve çevre uyumluluğu ile tesisi ve işletilmesi, endüstriyel alanların planlanması, katı atık ve suların güvenli ve düzenli uzaklaştırılması ve arıtılması, hayata yeniden kazandırılması, yeraltı ve yerüstü yurt kaynaklarının toplum faydasına kullanılmasının temini konuları başta olmak üzere neredeyse hayatın tüm detaylarını bilimsel ilkelerin, yaratıcı, problem çözücü, tecrübelerin analizi dâhilinde yenilikçi, kolaylaştırıcı, verimli olmak durumundadır.
Bir de “politik duruş ve davranışın” sulandırılmış hali söz konusudur, o da girdiği kabın şekline bürünme hali diyebileceğim bir sululuk olup, belli bir felsefe ve ideolojiye bağlı olmadan, prensip harici, durumun kendi çıkarlarına münasip tefsirine müstenit, anlık faydacı, omurgasızlık hülasa nabza göre şerbet verme ve alma vaziyetidir… Mezkur vaziyetin bir de vecize haline gelmiş yanı vardır Canım Yurdumda ve milyonlarca cansiperane müdafileri ile; “dün dündür, bugün bugündür” cemiyetidir. Neysek şimdilerde artık süre gün değil saatlerle ölçülmektedir… Çok şükür gelişiyoruz…
Buluşma sonrası toplu fotoğraf çekimi sonrasında ilgili ve görevli arkadaşlara naçizane söylediğim sözü bir kez daha burada tekrarlamak istiyorum. Mutlaka bir “politik duruşunuz olsun”, olmalıdır da… Bizim gibi artık inşaat mühendisliğinden kaldırım mühendisliğine terfi etmişlerden gelen bu sözlerin kendilerini mutlu ettiğini görünce, ben de çok mutlu oldum. Peki; göstermiş olduğum bu yaklaşımın hilafına davranan, pozisyon almalar kendi kişisel menfaatleri heybesine dolduran mühendisler yok mu, şüphesiz var ve kaçınılmaz olarak olacaktır da… Peki diğer meslek gruplarında mezkûr davranış ve duruş sergileyen erbap şahsiyetler yok mu, olmaz mı? Onlara hangi gözle bakıyorsak, içimizdekilere de o gözle bakıyoruz ve bakmaya devam edeceğiz.
Netice
olarak; İnşaat Mühendisleri Odasının; sürekli olarak yayınladığı Mühendisin
Yemini yazarak yazımı nihayetlendiriyorum.
“Bana verilen Mühendislik
unvanına daima layık olmaya; onun bana sağladığı yetki ve yüklediği sorumluluğu
bilerek, hangi şartlar altında olursa olsun, onları ancak iyiye kullanmaya;
yurduma ve insanlığa yararlı olmaya, kendim ve mesleğimi maddi ve manevi
alanlarda yükseltmeye çalışacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder