Faik Abi artık aramızda yok maalesef. Kendisi ile 09.Eylül. 2020 tarihinde Yeni Çeşme Gazetesinde yayınlanmak üzere uzun bir söyleşi yapmış idim. Hani bu sebeple de üçüncü şahıslarla mahkemelik olduk demiştim ya. O söyleşiden bir bölümü üstüne tekrar yazmak istiyorum. 12 Eylül darbe tatbikatçısı Kenan Evren’in Ege Ordu Komutanlığı dönemine rast gelen birlikteliklerinden ve darbe tatbikatçısının emeklilik serüveni ile ilgili Faik Abinin hatıralarından bahisle.
Mezkûr
söyleşinin ilgili bölümü aşağıdaki gibi olup inanılıp inanılmaması da okuyucuya
kalmıştır.
RMÇ- Faik Abi; emekli olmana
geçmeden önce seninle daha önce bana anlattığın, Kenan Evren’in emeklilik ve
sonraki yükselişi konusundaki bilgileri tekrarlar mısın?
FT- Bizim oradaki gazinoya her
akşam gelir çayını içerdi, bizim komutanımız idi, emeklilik işlemlerini
başlatmış hatta emekliliğini geçireceği Karşıyaka’da evini hazırlamış, bize de
ayrılık konuşmalarını yapmış, hatta “çocuklar bayramda seyranda beni aramayı
unutmayın” dedi ancak iktidar ve muhalefet Kara Kuvvetleri Komutanı olarak
önerdikleri isimlerde çok aykırı düşünce Cumhurbaşkanı aday olarak düşünülenler
derhal emekli edilip, ayrılık hazırlıklarını tamamlamış Kenan Evren atanmıştır.
RMÇ- Yani diyorsun ki; bizim
mahallede Kenan Evren için söylenen, NATO’nun gizli ordularının komutanı idi,
Pentagon tarafından darbe konusunda ileriye matuf hazırlanmıştır bilgisi doğru
değil yani sana göre
FT- Öyle ya da böyle bilemem,
ben sana gerçekleri anlatıyorum.
RMÇ- Tesadüfe bak Abi, Cemal
Gürsel de, emekli oluyor İzmir’e taşınıyor derken bir darbe hop darbe
liderliğine.
FT- İkisi aynı şey değil. İhtilal liderliği oluşumu benzese de aynı değildir.
Şimdi Faik Abi’nin bu anlatımlarından, tüm bu gelişmelerin tamamen tesadüfler çerçevesinde olduğu anlaşılmaktadır, gerçekte öyle midir? Benim kanaatime göre, dönemin Türkiye’sinin ki yeşil kuşak projesinin en mühim görevlerinin deruhte edildiği coğrafya olduğu ayan beyan ortadadır ve ne yazık ki burada bu kadar mühim vazifeler öyle tesadüfler neticesinde tevdi edilmemelidir kişilere, edilemez de zaten… Türkiye siyasetinin en mühim kişilerinden sayılabilecek, Emniyet Müdürlükleri, Kaymakamlıklar, Valilikler ve de özellikle çok uzun yıllar Dışişleri Bakanlığı vazifelerinde bulunmuş İhsan Sabri Çağlayangil’e kulak verirseniz, konu biraz daha anlaşılabilir hale gelir. Ne diyor eski Bakan; “CIA altımızı oymuş, haberimiz olmamış!”… Bakan Bey bununla da kalmıyor, 12 Mart ve 12 Eylül’ün aynı mahfillerde planlandığını iddia ediyor. Yani öyle tesadüfler mühim müessirler değildir.
Yeterince kaynak karıştırılınca, görülüyor ki mezkûr zatın NATO’nun gizli orduları komutanlığı fazlaca da sır değildir. Muhtemelen vazife yaptığı Kore Savaşı döneminde başlıyor temaslar şüphesiz varsa öyle bir şeyler… Lakin gelişmelere de bakılınca, tarifler “cuk oturuyor” gibi. Kendi anılarında bahsettiği Süleyman Demirel’in talebi olan bu ekibi kullanalım iddiası, yalan değilse, kolay talep edilebilir bir şey değildir. Nereden alınıyor bu cesaret de, bunları sokak faaliyetlerinde kullanalım diyor, değil mi? Öncesinde ise bir önceki Başvekil’in aktardıkları, malum zatın kabullenişleri Süleyman Demirel’in taleplerine mesnet oluşturmakta mıdır acaba? Bilemem lakin akla son derece münasip…
Hay Allah, “darbe yapma ihtimali olan Kara Kuvvetleri Komutanı emekli ediliyor”, yerine atanacak komutan konusunda siyasiler anlaşamıyor, yerine emeklilik dilekçesi vermiş, evine çekilmiş, pijamalarını giymiş muhterem tek çare kaldığı için emekliliği kabul edilmeyip muhterem üzerinde ittifak oluşuyor. Bu izah size nasıl görünüyor bilemem lakin bana ziyadesiyle basit geliyor. Aaa gerçi alıcısı oldu mu, maalesef ziyadesiyle bol oldu… Tıpkı, 27 Mayıs darbesi üzerine emekli paşa Cemal Gürsel’in tek çare görülerek darbe başkanlığına daveti hikâyesi gibi…
Tüm
bu olanların tesadüf olmadığının, olamayacağının kanıtı gibi duran diğer bir
çalışma var. Daniele Ganser adlı İsviçreli araştırmacı “NATO’nun gizli orduları”
diye bir kitap yazıyor. ABD’nin ortaklarım diye adlandırdığı tüm ülkelerde
kendi himmet, hikmet ve hiddet tayinine matuf organizasyonları görünce, bir
yanıyla ürperiyorsun diğer yanı ile hiçbir şeyin tesadüf olma ihtimalinin
olamayacağını görüyorsun. Auxiliary
Units (İngiltere), Gladio (İtalya ve diğer birçok ülke), Seferberlik Tetkik kurulu sonradan da Özel Harp Dairesi
(Türkiye), GAL (İspanya), I&O (Hollanda), Lochos Oreinon Katadromon,
LOK ya da Koyun postu (Yunanistan), OWSGV (Avusturya), Plan Bleu,
12 Eylül faşist askeri darbesinin tatbikatçısı konumundaki Kenan Evren’in bilinen en mühim “Stay-behind” komutanlarından biri olduğu iddiası hiçbir zaman reddedilmemiş olup sanki gizli gizli de bu unvanın keyfi çıkarılmıştır her zaman… Diğer taraftan Stay-behind örgütlenmesinin lideri konumundaki neredeyse herkesin yasal görevlerde bulunması vukuatı adiyeden bir durum oluşturmuştur adeta… Bu karanlık yapılanmaların görevi sona ermiştir iddialarının aksine, güncellenen ve yenilenen NATO konseptine uygun olarak; küreselleşme, ekonomik ve siyasi kriz, piyasa ekonomisi ve özelleştirmenin yaygınlaşma seviyesine paralel yeni savaş yöntemlerine terfi edilmiş ve olaylara ya da gelişmelere dayalı bilgiyi, haberi “asimetrik psikolojik savaş” kuralları mucibince kirleterek, saptırarak, önemsizleştirerek devam edilmekte olup emperyalizmin ezilen dünyadaki hâkimiyetine toplumların katlanmalarının veya rıza göstermelerinin temini cihetine gidilmiş hatta oluşturulan “yeni soğuk savaş” konsepti kapsamıyla da temin ve garanti altına alınmıştır.
Şimdi
Kenan Evren’in darbecibaşılığa uzanan serüvenine artık ya Faik Abinin
anlattıkları çerçevesinde, evet tesadüfler böylesi bir dayatmaya sebep olmuştur
diyeceğiz ya da tüm diğer şartları göz önünde bulundurup ne tesadüfü
Allahaşkına bu tam tamına planlı programlı bir kalkışmadır diyeceğiz. Herkesin
keyfine kalmış bir değerlendirme olacak…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder