Neyse, maksada marş… Değerli yazar, Cumhuriyetin 100 yılının alfabesi deyip, harf sırasıyla A’dan Z’ye öğrendiği, gördüğü, düşlediği cumhuriyeti tariflemek adına, yazmayı tercih ettiği başlıklar ile ziyadesiyle güzel bir kısmi ansiklopedik eser çıkarmış ortaya. Dil süper, teşhis ve tespitler süper, diyalektik süper, ifade tarz ve üslubu süper, hele deneme konularının tercihi tam isabet, adeta tercih edilen konular marifetiyle cumhuriyetin poligonları mütekâmilen atılmış, poligon birleşim marifetiyle de tekmili birden bizatihi kendisi…
“A” deyince şüphesiz Ankara ile başlıyor, isimleri ve kaynaklarını anlatıyor kendi meşrebince, bir tanesi de geçen sene Sibirya’da gördüğüm membaı Baykal Gölü Angara Nehri’nden mülhem… Mustafa Kemal Atatürk’ün de ziyadesiyle önemsediği bir içtihat… “Tanpınar’ın izinde beş şehir” adlı kitabın yazarı Alberto Manguel’den aktarıyor; “Ankara, birbirine rengârenk ipliklerin karmaşık sonsuzluğu ile bağlanmış olan, bir çağlar ve tarzlar düğümü. Aynı zamanda bilmecelerle dolu…” Alıntı tam yazarın nevi şahsına münhasır… “Ankara’da Devlet Mahallesi var. Kemalizm’le sosyalizm arasında yaşanan bir “sol çocukluğun” sonra bir zamanda karşımıza ilk cümle olarak çıkacak özlemi var; ‘devrim vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi.’ Bu ‘ihtimal’ Ankara’da bir ‘olasılık’ olarak hep var oldu ve Komünist başkentlerin bürokratik hüznü Ankara’nın yüzüne vurdu. Doğrusu Komünist bir başkent olmak da Ankara’da iyi dururdu, Ankara da Orta Avrupa’da iyi dururdu.” diye tanımlama ve tarifleme ile devam eden yazar çok değişik temsiliyete haiz yazar ve şairlerden alıntılarla hoş bir potpori oluşturmuş başkent Ankara adına.
“B” de; İstanbul Ansiklopedi’sinde olmayıp da Rakı Ansiklopedi’sinde olan İstanbul Semti hangisidir diye sorarak başlıyor, el cevap “Bomonti”… “Bomonti halk bahçesi. Halkevleri’nin de bahçesi sayılır, işletmecileri farklı da olsa. Asmalımescit, nasıl ‘Cumhuriyet bohemi’nin yeriyse, Bomonti de Cumhuriyet’in birinci derece anlamlarından ‘asri’nin yeridir, ‘asri mekan’dır.” diye fevkalade özetlediği başlığın muhtevasını kitabın sonuna eklediği, kitabın adeta “kırmızı kurdeleli cümleler” faslından, “Cunhuriyet’in 100 yılına 100 sevinçli cümle” bölümüne ise; “Cumhuriyet bir zamanlar Bomonti bahçelerine ailece bira içmenin sevincidir.” diyerek taçlandırmaktadır. Ve dama; maksada külliyen matuf cümle; “Cumhuriyet’in bayramlarının da kutlandığı Bomonti, bir bira fabrikası, rakı ve bira markası, bira bahçesi olmanın ötesinde bir anlam taşıdığı için, tıpkı Balıkpazarı’nda adı Cumhuriyet olan meyhane gibi, başka bir anlamla çarpışacaktır yıllar yıllar sonra; Eylül 2019’da Bomonti Bişra Fabrikaları külliye yapılması için Diyanet’e devredilecektir. Cumhuriyet’in kurumlarının yine Cumhuriyet’in kurduğu Diyanet eliyle onun yıkımında kullanılmasına kim ironi diyebilir? Danıştay’ın şimdilik durdurduğu bu ‘yıkım’la ‘iki ayyaş’ın kurduğu Cumhuriyet’de şimdilik yıkımdan kurtulmuş olur.”
“N”de; “hiç düşünmeden Nazım (Hikmet) deyişim, yalnızca onu evrensel ve yüzyıllarca kalacak bir şair diye düşündüğümden, aynı dünya görüşünü, düşleri ve sosyalist bir toplum tasavvurunu paylaştığımdan değil; onun Cumhuriyet içindeki aykırılığıyla Cumhuriyet’in ilk yüzyılını temsil eden şair olması arasındaki unutulmaz mı demeli, can dayanmaz mı yoksa inanılmaz mı, her neyse, işte o ironi de geçerli bunda.” takdimi ile Nazım Hikmet yer alıyor.
“R”de
ise, şüphesiz ki mühim bir “poligon atılıyor” Rakı… Ne diyor üstad; “Rakıyı bir cumhuriyet icadı gibi görmek
göstermek de doğru değil! Bunu özellikle vurguluyorum, Osmanlıların nerdeyse
bir şeriat imparatorluğu gibi sunulmasına karşın, rakının membaı cumhuriyet
değil imparatorluktur! Üzgünüm!
Üzgün filan değilim tabii,
niye olayım?
İslamcılar ve neo-Osmanlıcılar üzülsün üzülecekse! Çok uzaklara gitmeye gerek yok, Ahmet Mithat Efendi’yle onu ustası olarak bilen Ahmet Rasim’e bile bakmak yeter bu hususta! Osmanlı’da izinli çalışan gedikli meyhanelerin yanı sıra, ruhsatsız çalışan koltuk meyhanelerinin varlığı da bilinir. Sokak aralarında ayaküstü yudumluk içki satan ayaklı meyhaneler de bir bakıma “tek-tekçi” sayılır.” Daha önceleri okuduğum Reşad Ekrem Koçu’nun yazdığı “Eski İstanbul’da meyhaneler ve meyhane köçekleri” adlı kitapta, mezkûr meyhanelerin fevkalade tafsilatları ile anlatılmış olduğunu da hemen hatırlatayım.
Peki, poligonlar bunlardan mı ibaret, şüphesiz değil… Bu seçimler benim tercihim… Lakin değerli şair ve yazar Haydar Ergülen, Ankara ve İstanbul diye önemli şehirleri, Ulus ve Taksim diye meydanları, İslam ve Gavur diye dini karşılıkları ve karşıtlıkları, öz ve üvey diye sahiplikleri, Şef ve Parya, Ortadirek diye siyasi ve sosyal sınıf ve mevzileri ve daha da yaklaşık 90 adet poligonu atıp, poligonları birleştirerek, aklındaki, fikrindeki ve nihayetinde zikrindeki Cumhuriyet tespitini bize aktarmaktadır. Poligon atışları sadece tek düzlemde de değil elbette tarihsel derinlik de söz konusudur, geçen yüzyıl da var, bu yüzyıl da, hatta evveli ve ahiri de, akli, ilmi, edebi, harsi, hukuki, örfi, fikri, zikri ve ahlaki teferruatları da…
Kitabı okuduktan sonra; “bu cumhuriyet size ne yaptı be, sağından, solundan, altından, üstünden fütursuzca çekiştirip duruyorsunuz” diyesim geldi lakin mefhumu muhalifinden de bakınca “yahu burası da, şurası da, çok eksikmiş be” demekten de kendimi alamıyorum.
Evet,
A’dan Z’ye bir Cumhuriyet turu atmak isteyenler beklemeden mezkûr esere
başvurabilirler. Öğrenme, bilgilenme, güncellenme ve tazelenme kefaletim var ve
tamdır. Birkaç cümlede kitabın sonundaki”100 sevinçli cümleden” gelsin diyorum
2. cümle; “Birinci yüz yılında Cumhuriyetin varlığı
bizi çok sevindirdi, üzdüğü de oldu, ama üzdüğünden çok sevindirdi. Şimdi
ikinci yüz yılında sıra bizde, ne sırası mı, Cumhuriyet’i sevindirme sırası
elbette!”
37. cümle; “Cumhuriyet, Cumhuriyet’in yanlışlarını,
eksiklerini özgürce tartışma sevincidir.”
39. cümle; “Cumhuriyet, kızlı-oğlanlı köy çocuklarının onlara hem bilgi hem beceri kazandıran Köy Enstitülerinde yetişmesinin sevincidir.”
Evet,
tafsilatlı fazlası kitapta deyip değerli şair ve yazara da “aklına ve emeğine sağlık,
kalemine kudret” diyelim…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder