Perşembe, Haziran 04, 2026

AHMET ERKÜÇÜK, ÇEŞME’NİN BİR BAŞKA DEĞERLİ VE RENKLİ SİMASI

 

“Değerli arkadaşım, rahmetlileri yazıyorsunuz yaşayanları’da yazar mısınız? Teşekkürler Sevgiler, son söz sizin…” diye yazılmış bir notla karşılaştım, Ahmet Erküçük Abimizin verdiği zarfı açınca… Düşündüm, doğru lakin benim de mazeretim var… Eskiden tanıdığım ve Çeşme’ye karakter kazandırdığına inandığım büyüklerimin bir şekilde ailesi ve yakınları dışında az hatırlandığını ya da unutulmaya yüz tuttuğunu görüyordum, maksat unutulmasınlar diye başlayıp, hatıralarım olanları günümüze, dilim döndüğünce, aklım yettiğince getireyim dedim, ilaveten benim gözümden Çeşme’nin ve Çeşmelilerin o günü ve bugünü kıyaslaması olsun istedim lakin daha da mühimi kaydedilen mesafenin kaç arpa boyu olduğu kıyaslaması ortaya çıksın istedim.

Ahmet Erküçük Abimizin zarfında neler neler vardı. Kendi el yazısıyla hayatını özetlemiş, benim açımdan bilinmeyenler az olmakla birlikte detaylarda hiç bilmediğim şeyler de var. Kendisi eskilerde gerçekleştirilmiş “Çeşme Müzik Festivali” haberlerinin verildiği gazete kupürleri, Çeşmeliler başta olmak üzere bazı ziyadesiyle meşhur ve sevilen sinema oyuncuları ile çekilmiş fotoğraflar, aile fotoğrafları, benim şahsen hiç bilmediğim yönü ise yazmış olduğu şiirleri, meşhur ve mühim muhteremlere yazdığı şiirlere gelen yazılı cevaplar, çeşit çeşit…

Yazdığı şiirlerden birisini daha öne aldım, şiirin edebi değeri nedir ben bilemem, uzmanlık alanıma girmez, siyaseten yapılan tariflere de fazlaca katılamam siyasi değerlendirmelerime münasip düşmez, lakin yazıldığı kişi ve ıslak imzalı cevabı görünce ister istemez öne geçiyor. Şiirin adanarak yazıldığı kişi Bülent Ecevit olunca… Ahmet Abinin bana verdiği dokümanlardan, çok muhtemelen bir takdim tehir hatası ile şiirin altında Ekim 1984 tarihi yazılmaktadır, oysa Bülent Ecevit’in kendisine yazdığı teşekkür mektubunda Haziran 1975 yazmaktadır. Şiirin tarihinin Ekim 1974 olması çok muhtemeldir, eğer şiiri sonradan temize çekerken ya da elle çoğaltırken bir yazım hatası olmamış ise… Şüphesiz ki Bülent Ecevit’ten beklentilerin zirve yaptığı dönemde yazılmış bir şiir, umutlar büyük lakin unutulan taraf ise Bülent Beyin hiç oralı olmayacağına dair rahle-i tedrisatı yani fikri ve zikri… Dolayısıyla kendisinin, küçük azınlık dışında kimsenin beklentisini yerine getirmeden görevini tamamladığı da tüm Canım yurdum tarafından ittifakla kabul edilmiştir. Mezkûr şiirin yazılması da muhtemelen Bülent Ecevit’in Çeşme ziyareti sırasında sergilediği “Halkçı Ecevit” profiline matuf olsa gerek… Mavi gömleği sırtında, ayakkabılar elinde Ilıca Plajında sıradan bir insan gibi yürüdüğü vakit verdiği izlenim çizilen profile ve yurttaşın beklentilerine de ziyadesiyle mütenasiptir.

Şiirin başlığı “Umudumuz Ecevit”, şiirden ilk kıta;

Umudumuz Ecevit Genliğin sevgilisisin,

Geç milletin başına derdimiz dile gelsin,

Bu ortamda sadece sende bize güvensin,

Başbakan dediğimiz inan ki yine sensin,

Diye başlayıp ilerleyen bir şiir, içerisinde bulunulan umutsuzluğun içinde yaratılan umut olmanın tekrarından ibaret… Lakin Bülent Ecevit gerçekten kendisinden umulan şeyleri gerçekleştirebildi mi? Maalesef. Bence daha da kötüsü oldu, umutlanamaz hale gelen bir yurttaş kitlesi yaratıldı. Evet, fazlaca güncel politikaya girmek istemiyorum lakin kaçınılmaz oluyor dokunmak inceden…

Şiirler bu kadar mı? Değil şüphesiz… Gazeteci yazar diğer büyüğümüz Yaşar Aksoy, mühim muhtarımız Rasim Özgül ve tabiidir ki eşi hanımefendiye de yazılmış şiirler var… Anlıyorum ki yazmaya da devam ediyor Ahmet Abimiz.

1979 senesinde Çeşme’de “Küskün Çiçek” adında bir film çekilir, bu filmi izledim, neredeyse bütün detayları da hatırlıyorum. Ertan Otel ve resepsiyonda bir başka arkadaşım Ömer Tütüncüoğlu, bir diğer arkadaşım Berber Kenan Kadayıfçı, Doktor rolünde Ender Gönüllü Abimizin, bir başka doktor rolünde Sıhhıyeci İbrahim Abimizin de rol aldığı film için Türkan Şoray ve Cüneyt Arkın Çeşme’ye gelirler. Ahmet Abi durur mu, her ikisine de birer şiir yazar, gönderir. Onlar da Ahmet Abinin bu nazik davranışının karşılığında o vakitler Çeşme’de önemli turistik tesis olan TURTES’de misafir ederler ve günün hatırına buluşma fotoğrafla ölümsüz kılınır.

Ahmet Abi, Çeşme Gençlik Kulübünün 1970’li yıllarda önemli golcülerinden Mehmet Erküçük’ün abisidir, “Rensenbrink” lakabını kendisine helal ettiğimiz Hasan Erküçük’ün de abisidir. Hem Mehmet hem de Hasan iyi arkadaşlarımdır. Ne yazık ki Mehmet geçtiğimiz yıllarda kaybettik. Hasan ise zaman zaman ayaküstü dahi olsa mutlaka muhabbet ettiğimiz birisidir. Lakabı ise “snakeman lakaplı Rensenbrink’ten” aynı dönemde ve benzer mevkide top oynayan Johan Cruyff’lu müthiş Hollanda Milli Takımının meşhur ve müthiş sol kanat oyuncusundan gelmektedir, o da uzun saçları ile özellikle dripling anlarında aslan yelesi gibi saçlarını sallamasından mütevellit bir benzetmeydi. Hasan, sakatlıklar ve fizik sıkıntılar sebebiyle sürekliliği olamayan futbolcularımızdandı maalesef.  

Ahmet Abi; Çeşme Futbolunun duayen isimlerinden “Terzi Emin” büyüğümüzün yanında terzi çıraklığı ile başlar iş hayatına, sonraları kendi dükkanını da açar, bilahare de devlet memurluğunu tercih eder Sağlık Bakanlığı bünyesine katılır. Terzilik dönemini iyi hatırlıyorum, hatta şimdi bulamadığım bir fotoğraf hatırlıyorum, farklı farklı dükkânlarda çalışan terzi çırak ya da kalfalarının bir dikiş yarışması fotoğrafa yansımış idi, o fotoğrafta da Ahmet Abi yerini almıştır. Sağlık Bakanlığına geçmiş olduğunu da Üniversiteden arkadaşım Tıp Doktoru Gani Demircioğlu’nun Çeşme Sağlık Ocağına geçici görevle geldiği bir dönemde ekip olarak çekilen fotoğrafından öğrendim… Terzi Emin Çeşme’de Beşiktaşlılığı ile tanınan birisidir, muhtemelen o sebeple Ahmet Abi’de Beşiktaşlıdır.

 

 

Hiç yorum yok: